Birbirinden kıymetli buluşmalara ev sahipliği yapan Bezmialem Üniversitesi’nde Beslenme ve Diyetetik Kongresi 21 Mayıs 2022 tarihinde gerçekleşti. Bezmialem Üniversitesi ve doktorları benim için çok kıymetlidir. Hayatıma sağlıkla devam edebiliyorsam, değerli doktorlarının vesilesiyledir. Tam da bu sebeple Bezmialem Üniversitesi’nde gerçekleşen Beslenme ve Diyetetik kongresine katılmış olmaktan ayrıca mutluluk duydum. Etkinliği organize eden ve kıymetli hocalar ile bizleri buluşturan Kuşağımızda Beslenme Kulübü başkanı Mina Uzunkaya ve başkan yardımcısı Şeymanur Yılmaz’a teşekkürlerimle…

Alanlarında uzman olan ve başarılı işlere imza atan katılımcılar Doç.Dr Pınar Özcan, Dyt. Mehtap Yakut, Dyt. Nur Pınar Doğan, Uzm. Dyt. Buket Sözan ve Uzm.Dyt. Derya Fidan, “Kadın Hastalıklarında Beslenmeye Multidisipliner Yaklaşımlar” başlığı altında sunum yaptılar.

Bezmialem Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilimdalı’nda görev yapan Doç.Dr. Pınar Özcan infertilite, pkos ve serviks kanserinde beslenmeyi ayrıntılarıyla işlerken paylaştığı çalışmalar ve bilgilerle merak uyandırdı. Obezite, kötü beslenme, sigara, uygun görülen miktar dışında kahve ve iki kadehten fazla alkol tüketimi, madde kullanımı, plastik ve çevresel toksin maruziyetinin infertiliteyi arttırdığını belirtti. Kötü beslenmenin infertiliteyi 4 kat arttırdığına dair verileri paylaşarak beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Sigara kullanımını bırakan hastalarda ise infertilitenin %60 oranında azaltıyor oluşu mutluluk verici bir bilgiydi.

Doç. Dr. Pınar Özcan infertilitede diyete omega, folik asit ve doymamış yağ ilave edilmesinin öneminden bahsetti ve ekledi: “Akdeniz diyeti ile beslenmek, A,E vitamininden zengin lifli gıdalar tüketmek serviks kanseri tedavisinde oldukça önemli. Bu beslenme tarzıyla serviks kanseri %40 azaltılabiliyor.”

Dyt. Mehtap Yakut sunumunda “Meme Kanserinde Beslenme” konusunu işledi. Meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüzce çoğalarak kanserli hücre yapılarına dönüşmesini meme kanseri olarak tanımladı. Hayat boyu her sekiz kadından birinin bu hastalığa yakalanma riski olduğunu hatırlatarak meme kanserinin kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada olduğu bilgisini paylaştı. Kadınların östrojen hormonuna uzun süre maruz kalmasının kanser gelişiminde önemli rolü olduğunu da öğrenmiş olduk.

Dyt. Mehtap Yakut: “Meme kanserinde hastanın kaç kilo vereceğini belirlemek için doktor ve diyetisyen iş birliği içerisinde olmalı. Hastaya yavaşça kilo verdirilmeli. Hastaya özel belirlenecek sağlıklı beslenmede antioksidan kullanımı, taze ve mevsiminde sebze meyve tüketimi, yeterli sıvı alımı ile protein dengesini sağlamak önemli.” sözleriyle sunumunu sürdürdü.

Polikistik over ve beslenme konusu ile Dyt. Nur Pınar Doğan kongre katılımcıları ile buluştu. Sunumunun her dakikasını dikkat ve merakla izlediğimiz Doğan: “Polikistik over bir durumdur. Önemli olan sendrom haline getirmemenizdir. Düşük karbonhidratlı Akdeniz beslenmesi pkos açısından başarılı sonuçlar alınmasına neden oluyor” sözleriyle polikistik over sendromuna farklı bir pencereden bakmamıza olanak sağladı.

Doğru beslenme ile elde edilecek %5’lik kilo kaybının pkos hastaların iyileşmelerinde oldukça yardımcı olduğundan bahsetti. Düşük karbonhidratlı gıdaları tercih etmelerinin önemini vurgularken seçilen gıdaların glisemik indeksinin de düşük olması gerektiğini, şekerin hormon sistemine iyi gelmediğini açıkça belirtti. Dyt. Nur Pınar Doğan pkos, infertilite, serviks kanseri üzerine yapılan yeni çalışmalar hakkında bilgilenmemize olanak sağladı.

Sunumuna ruh, zihin ve bedenin bir bütün olduğunu önemle hatırlatarak başlayan; fonksiyonel beslenme, psikodiyet üzerine çalışmalar yürüten Uzm. Dyt. Buket Sözan’ın katılımcılarla paylaştığı konular oldukça ilgi çekiciydi. İnfertilitede kanıta dayalı diyet ve alternatif yaklaşımlar, besin takviyeleri, biyoloji-psikososyal model sunum başlıklarındandı. Fonksiyonel beslenme alt başlığı altında ise, yapılan araştırmalardan elde edilen verilerde çölyaklı hastalardaki mineral ve vitamin eksikliğinin infertilite hastalarında da görüldüğünü, dolayısıyla glütensiz beslenmenin infertilitede denenebilecek bir diyet türü olabileceğini iletti. Kanser tedavisinde beslenme konusu dışında aralıklı oruç ve ketojenik beslenme gibi farklı beslenme türlerinin yeme bozukluğu yaşayan hastalara kesinlikle önerilmemesi gerektiği bilgisi oldukça şaşırtıcıydı. Sağlıkta biyo-psikososyal yaklaşımın genel çerçevesinden bahseden Uzm. Dyt. Buket Sözan, farkındalık ve hipnoterapi alanlarına da değinerek kadın hastalıklarında tedavi yaklaşımlarını her açıdan ele almış oldu.

Okan Üniversitesi Obezite Cerrahisi ve Diyabet Diyetisyenliği alanında hizmet veren Uzm. Dyt. Derya Fidan, rahim ağzı kanserinde beslenme tedavisini detaylarıyla paylaştı. Sunumuna “Rahim ağzındaki sağlıklı hücrelerin DNA’larında değişiklik veya mutasyon geliştirdiğinde ortaya rahim ağzı kanseri çıkar. Sigara içmek, çok erken yaşta 5’ten fazla çocuk doğurmak, zayıflamış bağışıklık sistemi, HPV, bel soğukluğu, frengi, HIV/AIDS gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, birçok cinsel partnere sahip olmak, 5 yıldan fazla oral kontraseptif hap kullanmak rahim ağzı kanseri gelişme riskini arttırır.” sözleriyle başladı.

Serviks kanserinin özellikle 3. evresinden sonraki tedavi aşamasından bahsederken, hastanın tedavi sürecinin Akdeniz diyeti ile desteklenmesi gerektiğini iletti. Fastfood’un beslenmeden çıkarılarak uygun görülen antioksidanların, vitaminlerin diyete eklenmesinin ne denli önemli olduğunu açıkladı. Sebze, meyve, baklagil, sert kabuklu yemiş, tahıl, balık, doymamış yağ, brokoli, brüksel lahanası, lahana, karnabahar gibi sebzeleri tüketmenin serviks kanseri üzerinde önemli ve olumlu etkileri olduğunu Uzm. Dyt. Derya Fidan’dan öğrenmiş olduk.

Kongreyi kısaca özetlemek gerekirse, tüm konuşmacılar serviks kanseri, meme kanseri, pkos gibi hastalıklarla savaşan kişiler için Akdeniz usulü beslenmenin genellikle uygun olduğunu vurguladı. Bu beslenme tarzını kişiye özel belirlenecek antioksidan, bağışıklığı yükseltecek takviyelerin diyete eklenmesi ile desteklemek oldukça önemli. Beslenmenin yanında günlük egzersiz aktivitesi ile birlikte birçok hastalığın tedavisinde başarılı sonuçlar alınabileceği paylaşımı umut vericiydi. Polikistik over sendromunu ilaçsız çözmenin, meme ve rahim ağızı kanserinde olumlu sonuçlara ulaşmanın beslenme ile mümkün olduğunu artık biliyoruz. Dilerim kanser, pkos gibi hastalıklar kimseye uğramasın. Ancak bu hastalıklarla savaşıyorsanız alanında uzman bir diyetisyene başvurmayı, tedavinizde beslenmenin mucizevi gücünden destek almayı ihmal etmeyin.

Hipokrat’ın kıymetli sözü ile kongreyi özetleyebilir, yazıyı sonlandırabiliriz:

“Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun.”